Ted Kaczynski solcu muydu?
Ted Kaczynski nam-ı diğer Unabomber. Genellikle Kaczynski’nin meşhur manifestosundaki “Sanayi Devrimi ve sonuçları insan ırkı için bir felaket olmuştur.” manasına gelen kısımdan devamı getirilmez ve mesele, teknoloji düşmanlığı veya teknofobi adları altında derlenip kapatılır. Kaczynski’nin yaptığı eylemler öncesinde nasıl ve neyden motivasyon bulduğunu anlamak lazımdır. Lakin bu yazıda incelenecek olan, Kaczynski’nin siyasi motivasyonunun ve ideolojisinin psikolojik yönlerinden çok, felsefi ve sosyolojik yönleridir.
“The Industrial Revolution and its consequences have been a disaster for the human race.” ¹
Yeşil Siyaset
Yeşil siyaset, bir şemsiye terim olup temelinde ekolojik menfaatlere hizmeti teşvik eden pasifist, solcu ve demokrat ideolojilerin genel tanımıdır. Kaczynski’nin temel ileriye dönük sanayileşme ve teknoloji karşıtlığı gibi herkesin malumu olan görüşleri, kendisinin bir çeşit tuhaf bir solcu olduğunu zannedenleri doğurmuştur; bu sebepten ötürü kendisinden Anti-Left Leftist (sol karşıtı solcu) diye de söz edilir. Ondan bu şekilde bahsedilmesinin sebebi, hem solculuğun psikolojisini ağır şekilde eleştirmesi hem de bazı görüşlerinin sola meyyal görünüyor olmasıdır. Mesela şirketlerin, otoriter ve baskıcı devlet yapılanmasının ve modern teknolojilerin insan üzerindeki olumsuz etkileri ile daha eşit ve doğayla uyumlu bir toplum ütopyası gibi. Bu karışıklığı çözmek için yeşil politik motivasyonu, Kaczynski ile mukayese etmek gerekir.
Yeşil partilerin ortak paydada buluştuğu nükleer enerji, hava ve su kirliliği kontrolü gibi ajandaları hasebiyle Kaczynski’yi onlara yakın görenler oldukça fazladır. Buradaki en somut ölçüt, pratiğe bakmak olacaktır. Kaczynski, solcu kimliklerin pasifist ve zamanla sindirilen, doğayla uyumlu bir sanayi toplumu reformunu ve hedef ütopyasını reddederek, radikal ve köklü bir devrim ile sanayiden külliyen kurtulunması gerektiğini savunmaktadır. Reform ve devrim kelimelerine dikkat çekmiştir:
“Bir reform hareketinin sunduğu şey, yalnızca özel bir toplumsal problemin çözülmesidir.” ²
“Devrimci bir hareket, tüm problemlerin tek bir hamlede çözülmesini ve yepyeni bir dünya yaratılmasını önerir. (…) Bu sebeple teknolojik sistemin tümünü ortadan kaldırmak, teknolojik gelişmenin ya da uygulamaların belirli alanları önüne (örneğin genetik mühendisliği) sürekli ve etkili engeller koymaktan çok daha kolaydır.” ³
Pratikte solculardan ayrılan Kaczynski, aynı zamanda manifestosunda solcuları şöyle de tanımlamıştır:
“Bu makalede solculardan bahsettiğimizde, aklımızda genel olarak sosyalistler, kolektivistler, “politik doğrucu” tipler, feministler, gay ve engelli hakları savunucuları, hayvan hakları aktivistleri ve benzerleri vardır. Fakat bu hareketler ile ilgisi olan herkes solcu değildir. Solculuğu tartışırken vurgulamak istediğimiz şey, bir hareket ya da ideolojiden çok psikolojik bir tip ya da bununla alakalı tiplerin bir toplamıdır.” ⁴
Kaczynski, solcuları mücerret olarak bir siyasi kimlik sahibi görmekten ziyade, onları psikososyal açıdan eleştirilmesi gereken “tipler” olarak görmüştür. Bunun hasebiyle hâlâ ona solcu demek güç olacaktır.
Ted Kaczynski’yi doğrudan spesifik bir felsefi ve siyasi akımla tarif etmek oldukça güçtür. Onun motivasyonu tek bir saplantı veya öğretiden değil, içinde biriktirdiği türlü nefretlerin ve fikirlerin bir araya gelmesinden oluşur. Onun kendi kaleme aldığı manifestolarının incelenmesi sonucunda, düşüncesine yakın siyasi akımları saptamak mümkün olacaktır.
Eko-faşist olduğu iddiası
Ted Kaczynski’den sıkça eko-faşist olarak bahsedildiğini görmek mümkündür; ancak bu tanım yanlıştır. Kaczynski solcuları her ne kadar aşağılamışsa da, bu durum siyasi pusulada onun sağ tarafın uçlarında olduğu anlamına gelmez. Faşizmi burada tekrardan tanımlamaya ihtiyaç yoktur. Kendisi eko-faşizmi, “Eko-faşizm: Sol İdeolojinin Sapkın Bir Dalı” isimli ve 2020 tarihli yazısında, bu tanım hakkındaki görüşlerini ortaya koymuştur.
Kaczynski, eko-faşistleri kendi dilinden şöyle anlatıyor:
“Ayrıca (eko-fasistler), beyaz üstünlüğünü değilse bile, en azından beyaz ayrımcılığını veya beyazların ayrı yaşamasını desteklerler.” ⁵
“Gerçek anti-teknoloji hareketi, her türlü ırkçılığı ve etnosantrizmi reddeder. Bu, “hoşgörü”, “çeşitlilik”, “çoğulculuk”, “çokkültürlülük”, “eşitlik” veya “sosyal adalet” ile hiçbir ilgisi yoktur. Irkçılık ve etnosantrizmin reddi tamamen ve sadece stratejinin temel bir noktasıdır.” ⁶ Kaczynski, eko-faşistlerin beyaz ırkçı eğilimleri olduğunu söyledikten sonra, bu akımın yanlış bir strateji izlediğini ve gerçek anti-teknoloji hedeflere ulaşmakta başarısız olacağını belirtmektedir. Anti-teknoloji hareketinin belli bir etnik grubun merkezileştirilmesi doğrultusundaki hareketi, ancak o kesimi geriye götürürken dünyanın diğer geri kalanının (dışladıkları etnik grupların/milletlerin) hızlıca teknolojik gelişimlerini artırması ve bu sayede anti-teknoloji milletinin doğal kaynaklarını çok rahatça sömürebilecek olmaları anlamına gelir.
“Açık nedenlerden dolayı, beyaz üstünlüğünü savunan bir hareket evrensel olamaz.(…) Çünkü bu ayrılıkçı tutum, kaçınılmaz olarak ırklar veya etnik gruplar arasında rekabet ve şüphe yaratır. Her ırk veya etnik grup, kendi güvenliği için, diğer ırk veya gruplardan daha fazla güç dolayısıyla daha fazla teknoloji sahibi olmaya çalışacaktır.” ⁷
“Teknolojiyi sınırlamayı amaçlayan herhangi bir hareketin küresel olması gerekir; çünkü dünyanın bir bölgesinde teknolojik ilerleme kısıtlanırken diğer bir bölge kontrolsüz teknolojik gelişme yolunda ilerlemeye devam ederse, dünyanın tamamen teknolojik kısmı, daha az teknolojik olan kısmın üzerinde büyük bir güç üstünlüğü elde edecektir. Er ya da geç (muhtemelen erken) dünyanın tamamen teknolojik kısmı, diğer kısmı kaynaklarını sömürmek amacıyla kontrol altına alacaktır.” ⁸
Çözüm ise:
“Saf bir strateji meselesi olarak, ırksal ve kültürel kaynaşma teşvik edilmelidir.” ⁹
Bu beyan, açıkça ırkçı, etnosantrizmin ağır bastığı ideolojilere bir reddiye niteliği taşımaktadır.
Anarko-ilkelci olduğu iddiası
Ted Kaczynski’nin anarko-ilkelci olduğunu dile getiren bir tayfa da vardır; ki gülünç bir biçimde Ted Kaczynski, doğrudan bu akıma “İlkel Yaşam Hakkındaki Gerçek: Anarko-Primitivizmin Eleştirisi” isimli 2008 yılında, yani meşhur manifestosunun üzerinden uzun bir süre sonra yayınladığı bu yazıda reddiye vermiştir. Kaczynski’ye ilkelci diyenler, büyük ihtimalle ilk manifestoyu okumakla yetindiler ya da Kaczynski’nin bu eleştirisinden haberleri bile yoktur. Bu iddiayı daha doğru irdelemek için ilkelcilik ve anarşi olmak üzere iki kısma ayıralım.
-
İlkelcilik Üzerine
Kaczynski’nin teknoloji düşmanlığı, ilkelcilik olarak da yorumlanmıştır. Bu yorumun tanım gereği doğru olması söz konusu değildir; ki anarşist ilkelcilik veya doğrudan ilkelcilik, istisna barındırmadan teknolojiyi ve teknolojik gelişmeleri reddeder. Bu, ütopik anarşinin taş devri yaşantısıyla bir olmasını isteyen bir radikal geçmişe dönüş ideolojisidir; ki bu, Kaczynski’ye uymaz. Kaczynski, Sanayi Devrimi ve sonrasında bunun üzerine bina edilen teknolojik gelişmeleri hedef almış ve eleştirmiştir. Sanayi Devrimi öncesi teknolojiler onu pek ilgilendirmemiş; o, daha çok gündelik meseleler dairesindeki sıkıntıları bir çeşit manifesto ve kurtuluş ideolojisine dönüştürmüştür. İlkelciler tarımı dahi reddederler; Ted Kaczynski bu denli radikal bir ilkel yaşama dönüşe inanmıyordu.
“Bu efsaneye göre (anarko-ilkelcilik), uygarlıktan önce kimsenin çalışması gerekmiyordu, insanlar yiyeceklerini ağaçlardan koparıveriyor ve ağızlarına atıveriyorlardı (…) Kadın ve erkek eşitti; hastalık, rekabet, ırkçılık, cinsiyetçilik, homofobi yoktu; insanlar hayvanlar ile uyum içerisinde yaşıyordu ve her şey sevgi, paylaşma ve işbirliği idi.” ¹⁰
Anarko-ilkelciler, solcu eğilimlerinden dolayı kendi siyasi doğruluklarını da bu akımı çeşitlendirmek için kullanıp, avcı-toplayıcı ilkel topluluklarda tamamen eksiksiz bir kadın-erkek eşitliği olduğunu gülünç bir şekilde iddia etmişlerdir. Ted Kaczynski’nin solcu cenaha karşı olan tutumunun tahlilini daha iyi anlamak için, aralarında uzun bir zamanın bulunduğu 1995’te yayınlanan meşhur manifestosu ile 2008 yılında yazmış olduğu eleştiriden seçtiğim kısa birkaç alıntıyı karşılaştırmak yardımcı olacaktır. Ted Kaczynski bunu şöyle eleştirmektedir:
“Anarko-primitivist efsanenin diğer bir unsuru, avcı-toplayıcıların, en azından göçebe olanların, cinsiyet eşitliğine sahip olduklarıdır. (…) Bazı avcı-toplayıcı toplumların tam bir cinsiyet eşitliğine sahip olmaları muhtemeldir, ancak ben bunun tartışmasız olan tek bir örneğini bilmiyorum. Görece olarak yüksek bir cinsiyet eşitliğine sahip, fakat tam eşitlikten uzak olan avcı-toplayıcı toplumların varlığından haberdarım. Diğer göçebe avcı-toplayıcı toplumlarda erkek egemenliğinin mevcudiyeti tartışmasızdır ve bu tarz bazı toplumlarda bu, kadınlara karşı doğrudan şiddete kadar varmaktadır.” ¹¹
Kaczynski, anarko-ilkelcilerin tarım öncesi toplumlardaki cinsiyet eşitliği bahsinde yanıldıklarını defaatle savunuyor ve bu ideolojiyi, politik doğrucu ve romantik bulduğu gerekçesiyle reddiye veriyor:
“(…) yakın dönemli avcı-toplayıcılardan elde edilen kanıtları kabul edebilirsiniz, bu durumda kanıtlar ciddi derecede bir erkek egemenliğine işaret etmektedir. Her iki durumda da, anarko-primitivistlerin, 10 bin yıl önce, yani tarımın ve hayvancılığın keşfedilmesinden önceki dönemde, tüm insan toplumlarında ya da neredeyse tüm insan toplumlarında tam bir cinsiyet eşitliğinin bulunduğuna dair inançlarını destekleyecek hiçbir kanıt bulunmamaktadır.” ¹²
“Anarko-primitivistler ve politik doğrucu antropologların pek çoğu, avcı-toplayıcıların cinsiyet eşitliğine sahip olduğunu gösterebilecek bulabildikleri her kanıtı sergilerken, avcı-toplayıcı toplumlar ile ilgili görgü şahitliğine dayanan raporlardaki cinsiyet eşitsizliğini gösteren sayısız kanıtı ise sistematik olarak görmezden gelirler.” ¹³
Bu alıntılar, meseleyi fazla detaylandırmadan genel bir anlayışa sahip olmamız için kafidir. Kaczynski açıkça belirtiyor ki, solcu bir anarşist akım olan ilkelcilik, politik doğrucu ve modern sanayi toplumunun içinde yayılan bir takım nefretlerin (cinsiyet eşitliği, erkek egemen toplum vb.) oluşturduğu duygusal ve irrasyonel bir pencereden bakarak ilkel toplulukları anlamaya çalışıyor ve bu da onları, savundukları çoğu şey konusunda en baştan hatalı kılıyor.
-
Anarşi Üzerine
“Solcular, güçlü, iyi ve başarılı imajına sahip her şeyden nefret etme eğilimine sahiptirler.” ¹⁴
“Batıdan, savaşçı, emperyalist, cinsiyetçi, ırkçı ve benzeri özelliklere sahip olduğu için nefret ettiklerini söylerler; fakat aynı özellikler sosyalist ülkelerde ya da ilkel kültürlerde ortaya çıktığında, solcular bunlara bahaneler bulurlar ya da en iyi ihtimalle bunların varlığını gönülsüz bir şekilde kabul ederler.” ¹⁵
“Bence çoğu Amerikalı anarşist bir sürü nevrotikten, beceriksizden ve solcudan oluşuyor. (…) Anarşistler tıpkı yağmur varili üzerindeki göğüsler kadar işe yaramazlar. Ne kadar tiksindiğimi anlatamam. Onlarla ilişkimi sürdürmemin tek nedeni, bildiğim en iyi Amerikalı anti-teknoloji grupları onlardır.” ¹⁶
Bu gibi solculuğun doğasını eleştirdiği kısımların yanı sıra, Kaczynski aynı zamanda “Yeşil Anarşinin Bazı Söylemlerine Yanıtlar / Answer to Some Comments Made in Green Anarchist” isimli yazısında, teknoloji karşıtı hareketlerin ırk, cinsiyet, cinsel yönelim gibi meselelerle ilgilenmemesi gerektiğini söyleyerek anarşizm’e karşı duruşunu güçlendiriyor. Sebebi ise şöyle açıklanmıştır:
“Irk, cinsiyet vb. ile ilgili tüm eşitsizlikler ortadan kalksa bile, bu teknoloji-endüstri sisteminin yıkılması açısından hiçbir şey başarmış olmaz. Aslında, ırk ve cinsiyet ayrımcılığını ortadan kaldırmak mevcut sistem için iyi olur çünkü sistemin işleyişini engelleyen çatışmaları ortadan kaldırır ve siyahlar, kadınlar vb.’nin sosyal makinenin itaatkâr dişlileri olarak entegrasyon sürecini kolaylaştırır. Peki, kitle iletişim araçlarının sürekli olarak bize ırklar, cinsiyetler vb. eşitliği propagandasını yapmasının sebebi sizce nedir?” ¹⁷
Ted Kaczynski noktayı koyuyor
“1990’ların sonları ve 2000’lerin başında, soldaki birçok kişi yazılarımı sanki onların ideolojik yoldaşıymışım gibi alıntılardı. Bunu yalnızca seçici okuma sayesinde yapabiliyorlardı: Çalışmamın, onların ideolojisiyle radikal biçimde çelişen kısımlarını ya fark edemediler ya da hatırlamadılar. Bugün eserlerimi alıntılayan veya beni ilham kaynağı olarak gösteren bu eko-faşistler de benzer biçimde seçici okumaya başvuruyor: Çalışmamın kritik kısımlarını tamamen göz ardı ediyorlar; örneğin Anti-Tech Revolution kitabının Birinci Bölümü’nde, bir toplumun gelişiminin asla rasyonel insan rehberliğine tabi olamayacağı gösterilmektedir. Sadece bu temele dayanarak, eko-faşistlerin — ya da başka herhangi birinin — teknolojiyi ve ekolojik sağlığı dengede tutacak istikrarlı, küresel bir denge kurma ve sürdürme girişimlerinin kesinlikle başarısız olacağını öngörmek mümkündür.” ¹⁸
Kaynakça:
¹ Kaczynski, T. (1995) Sanayi Toplumu ve Geleceği. Anarşist Kütüphane. s.12.
² Kaczynski, T. (1995) Sanayi Toplumu ve Geleceği. Anarşist Kütüphane. s.124.
³ Kaczynski, T. (1995) Sanayi Toplumu ve Geleceği. Anarşist Kütüphane. s.124-125.
⁴ Kaczynski, T. (1995) Sanayi Toplumu ve Geleceği. Anarşist Kütüphane. s.15.
⁵–⁹ Kaczynski, T. (2020) Ecofascism: An Aberrant Branch of Leftism.
¹⁰ Kaczynski, T. (2008) The Truth About Primitive Life: A Critique of Anarchoprimitivism. Ch. 1
¹¹ Kaczynski, T. (2008) The Truth About Primitive Life: A Critique of Anarchoprimitivism. Ch. 3.
¹² Kaczynski, T. (2008) The Truth About Primitive Life: A Critique of Anarchoprimitivism. Ch. 4.
¹³ Kaczynski, T. (2008) The Truth About Primitive Life: A Critique of Anarchoprimitivism. Ch. 5.
¹⁴–¹⁵ Kaczynski, T. (1995) Sanayi Toplumu ve Geleceği. Anarşist Kütüphane. s.12.
¹⁶ Kaczynski, T. (2000) A Comment on Anarchists.
¹⁷ Kaczynski, T. (2014) Answer to Some Comments Made in Green Anarchist.
¹⁸ Kaczynski, T. (2020) Ecofascism: An Aberrant Branch of Leftism.